17 Ekim 2025 Cuma

FERAĞ

 


FERAĞ

                             "Benim payıma gelince, yitip gitsin."  
                                                          Ingeborg Bachmann


yanıp sönüyorsun, Lucciola
yanıp yanıp sönüyorsun
küçük kelebekler çiziyor sararmış bir kâğıda
yanmış parmaklarıyla
içindeki kız çocuğu

hangi sihirli söz yağdıracak şimdi yağmuru?
hani nerede o, hangi kuytuda
            sonsuzluğa üflediğin radika?

bak
acı sarıya boyuyor bütün kehribarları
Gaspara Stampa, gözyaşlarıyla
ve Frida Kahlo, viva la vida
kan kırmızıya

gördüm
tutup tutup saldığın altın pullu balığı
-bütün sınırlar çökerken ve kurulurken yeniden-
duydum sesinde titreyen hüzün perilerini

belki de can suyu arıyordun kendine çölün kalbinde
kendi kalbini belki, çıkarıp göğüs kafesinden
salmak için göğün derinliklerine

kaç kere gidip döndün, dilinde yalımlarla
dünyanın o en karanlık kıtasına
kaç kere dolandı koluna krom kaplı yılan
ağzındaki hiçlikle büyülendiğin

aynı ağaçta yetişir çünkü aşkla nefret
şefkatle zulüm
hoyrattır bütün bayraklar ve insan
hep bir unutuşa müptelâ

ah o sürûr!
ısrârı değil, esrârı seçen su

ucu köpük bir dalganın dalgınlığıymış meğer
avuçlarındaki


Perihan BAYKAL 

(Yeniden Sesimiz Dergisi, 2025/3)

Melekler, Canavarlar ve Pars Zambakları

  MELEKLER, CANAVARLAR ve PARS ZAMBAKLARI I dünyaydı, uğultuydu nar içiydi, arpa boyu adem ve havva’dan az önceydi, sahrennar’dı sedefli bir...