MELEKLER, CANAVARLAR
ve PARS ZAMBAKLARI
I
dünyaydı, uğultuydu
nar içiydi, arpa boyu
adem ve havva’dan az önceydi, sahrennar’dı
sedefli bir deniz kabuğundan öğrendim dilini sonsuzluğun
öğrendim ve unuttum
kassandra’yım ben
ağzımda bir lal taşı
II
ateşi getirin bana ve masmavi bir kül kabı
simurg’un kanını getirin, ikaros’un soluğunu
serincek gölgesiymiş bir sığla ağacının
sıla dediğin ne ki, gurbeti getirin bana
ad kaderdir dediler, at murat
hep bir başka bahara kalır vuslat
ruhum, bir kehribar tanesinin içinde
sarı sarı ışıldar
kırmak için taş getirin, uçmak için tulpar!
ko dökülsün seneğim, silinsin uyruğum, hû!
gülü yüreğiyle ıslayana çöl yeter
hakikati söylemeye tek bir ağız
III
mürrüsafi kokusu getirin bana, dört kere bin yıllık
rüyadan rüyete uzanan bir asma köprü
yaralı bir geyiğin gözlerinden bakıyor bize dünya nicedir
bir plak, yavaş ve kederli, çizilmiş boydan boya
ayağında kanatlı sandallar, hermes’i getirin bana
ve bir kıpkızıl narteks
derin suyun özlediği
tatlı üzüm kokusu, cevizin en tirşe dalı, nakıl yaptığımız kara kiraz
içinden hışırtıyla geçtiğimiz mısır tarlaları
ah! bir bakanal ayini getirin bana, bir sarı zambak
toprağında demeter’in ayak izleri
IV
odradek’i, altın külçe’yi, zâhir’i getirin bana
getirin ne bulursanız ebabiller adına
döner batıya uçan kartal bir gün, çağan olur
çerağlar, füruğlar, çevganlar getirin bana
ateş suyu, turna gözü; ağırşak, sarı
aşk olur güneşe benzeriz; sur neymiş, sınır ne
gelir bizim de vaktimiz elbet; inecek var der, ineriz:
melekler, canavarlar ve pars zambakları
Perihan Baykal
Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi
Eylül-Ekim 2024
Perihan Baykal
Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi
Eylül-Ekim 2024