
14 Şubat 2010 Pazar
KALBİM, BU ZULÜMLÜ SEVDA*

26 Ocak 2010 Salı
TURNA AVAZI

ey benim nar yemiş ağzım: esperanto!
ey benim lapis dilsizliğim
ışık dilim
de ki deniz ölümüdür nehrin
yaz göğünün ötüresidir kuşlar
esler verir sesler alırım. sesler verir es’ler
bir yanım bağdâdî gül
üç yanım yangın acısı
eşiğindeyim
tufanın ve cevherin
duldamda sütten yeni kesilmiş bir mavi
ve iki öksüz göğercin
yusuf yusuf inler yusufçuklarım
börtüm böceğim çölüm eksibem
yazıyım tur dağında
hep tura gelen
içim içime
aynası dökülmüş sır
kırık kere düğüm!
ne çok şey var susacak, ne çok
solarken “tanrının mührü” sularda
bar bar bağıracak
çağın tezenesi kan
yılan kavi
kâr etmiyor ne etsek
sözün billûr kâsesi
bu bir elvedâ gülüdür
bu bir zehri şifâ!
döneceğim sönmeden kokusu
işte suya yazdım ve tuttum rüzgâra
üflemeyiniz soluğunuz göğsüme sülfür!
Perihan BAYKAL
Zalifre Yazıları, Sayı:2
19 Ocak 2010 Salı
ORDA HÂLÂ BİR YUMRUK GİBİ DURUYOR GÖK
zulamda, tam şuramdaiki cihan bir masiva
kahpe nazarlardan sakındığım
kulpu kırık billur testi
kuz’um güney, gün’üm kuzey… dol!
aştım yönlerimi bir kör kedi bir yumak
yelve kuşu, yelve kuşu
sen ne bilin derdi
ne bilin sen derdi firak!
arşa değerken başı yerin hâki ve kayrak
birden! kırılır boynu bir karanfilin
uyanır şahmaran, alalanır menzil
kapat kapıyı bezirgan başı üşüdük
kan.adım.adım.kan
derdi babam:
kızım kendini soğuk ile soysuzdan!
hora tepsin at pınarında yeis perileri
gecenin siyah tamburuna inat
tam buramda işte tam, bir kanayan berat!
kaç vadiden geçmiş bu ömür ve kaç sırat
ellerimde derinleşen çizgi, boğulan boğum
hâlâ göğe bakar mı çocuklar, söyleyin
parkamın içinde üşürken bir nesil
hani dünyayı dolduracaktık, ay’ı, güneşleri
hani boşaltıp gündüzü geceden fayrap!
orda hâlâ bir yumruk gibi duruyor gök
adlarımızsa karatahtada nicedir
susanlar listesinde
kırılan suymuş meğer, ah!
testi değil
Perihan BAYKAL
Afrodisyas Sanat, Eylül-Ekim 2009, Sayı: 17
8 Ocak 2010 Cuma
SERGERDAN
geceye gül derledim
maviye ma!
sürfileyin mağmayın
çın çın çınladı ağustosun aynı
ve yıldızları kutbun:
aşk gelicek aşk gelicek aşk gelicek
dayanacak cümle kapısına dağın
çığlığımın karekökü yar
vatanım
nicedir ağzım
bir of çeksem bir of çeksem bir daha bir
ay doğar boydan boya su yarılır
boşalır zarf dolar mazruf
ah erendiz!
soldu mu saçlarında gelin telleri
sustu mu kanın, marduk!
uçsuzum budaksız
bir ağacın aklı kadar bile değilim
sormayın
ne vakit aktım ne vakit kara
ne vakit mağrip ah ne vakit maşrık!
gayboldum
beni bulmayın
Perihan BAYKAL
Yazılıkaya, Aralık 2009
2 Ocak 2010 Cumartesi
TUĞLU TUYUĞ
TUĞLU TUYUĞ
koş gel gecenin nar şurubundan içelim.
dallar güle kesmiş. çınayaz! ürperelim.
mehtap suda ahraz! nilüfer ay sağıyor…
düştük! s u s-a-y a n aşk ile serden geçelim.
gül! saten giysili ece, suyun nârı
sevdayı vuruyor başıma kokun ığıl ığıl
eğildiğimde kıvrımlarına o gizli:
ene'l aşk! ene'l aşk! ene'l aşk!
gözün göze değdiği yerde başlarmış yangın
sözün söze!
ah o derya içre köşk, közden tezene
aşk! âteşteki dil, dildeki âteş
bak bütün temmuzlar bizim, bütün uykusuzluklar
gel bir elmayı birlikte sevindirelim
dişler gibi yaşamın gümrah etenesini
-o her teli âhüzar
çifte su verilmiş tendeş bıçak!-
şimdi bir şaraptır demleniyordur
söylenmemiş söylenecek her söz
öpülmemiş öpülecek her dudak
gel defnesine gölgenin
erinyeler bulmadan izimizi
bekle bu zarlar hileli
yeniden başlayalım
yenilelim yeniden
doymadı ağzımız kekre süte
hangi kırık camından baksam kalbimin, ah
reayası ben, padişâhı sen!
mine'l aşk! mine'l aşk! mine'l aşk!
düşür gülünü algın ömrüme
sağalsın yaraları tüm şehirlerimin
Perihan BAYKAL
Şehir Dergisi, Ağustos 2009
Biz Bu Göğü Terk Etmemiş Miydik?
BİZ BU GÖĞÜ TERK ETMEMİŞ MİYDİK? âcildim, âcizdim, yâresi yar kadar bir alageyik gözlerine bir parsın gözleri değmiş başını eğmemiş parstı...
-
MELEKLER, CANAVARLAR ve PARS ZAMBAKLARI I dünyaydı, uğultuydu nar içiydi, arpa boyu adem ve havva’dan az önceydi, sahrennar’dı sedefli bir...